Kitaplar alfabe sırasına göre sıralanmıştır ve elimden geldiğince bulabildiğim kitapları eklemeye çalıştım. Eksik veya yanlış görürseniz, lütfen iletişim bölümünden bana e-posta gönderirseniz sevinirim. Ticari bir amaç olmadığından, kitap satış linkleri koyulmamıştır.


Dîvân-ı Kebir (Dîvân-ı Şems-i Tebrizî)

Dîvân-ı Kebîr (Büyük Divan) veya Dîvân-ı Şems-i Tebrizî, Mevlana Celâleddin-i Rûmî'nin söylediği ilahi aşk şiirlerinden oluşan, 44 bin 8 yüz 34 beyitlik (rubai beyitleri ile birlikte yaklaşık 50 bin beyit) nazım bir eserdir. Mevlânâ'nın "Âşıklar Divanım" biçiminde adlandırdığı eser aynı zamanda "Şems Divanı" ya da "Divan-ı Şems-i Tebrizî" olarak anılmaktadır. Divan edebiyatında divanların, şairlerinin isimleri ile anılması geleneğine ters düşen bu son adlandırma; Mevlânâ'nın gazellerinin sonunda kendi adı yerine (birkaç istisna dışında) her zaman Şems-i Tebrizi adını kullanmasından kaynaklanmaktadır.

Eser, Horasan ilinin halk Farsçası ile yazılmıştır. Gazellerden oluşmaktadır.
Mevlânâ bu gazellerinde, "Şems (güneş) başta olmak üzere, bağ-bahçe, gül-bülbül, âşık-mâşûk, deniz-damla, mey-sâkî gibi sembollerle ilâhî aşkı hep ön plânda tutmakta; Mesnevî'sinde olduğu gibi Allah'a kavuşmadan gönlünün huzur bulamayacağını, ilâhî aşkı yazmada aciz kalıp kaleminin kırıldığını, bu dünyanın bir balçıktan ibaret olduğunu, çok yemenin menzile ulaşmada engel teşkil ettiğini, aşkın akla olan üstünlük ve yüceliğini, nefsin kötülüğünü, miskin miskin oturan insanların bu tembellikleriyle maksada (ilâhî aşk) ulaşamayacaklarını, gecelerin uyumakla değil de aşk ve ibadetle geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak şiirlerini didaktik bir üslupla söylemektedir. Bazı şiirlerinde de gazelin ruhundan farklı olarak sosyal konulara girer.


Ab-ı Aşk

Ab-ı Aşk

Gerçekte kâinat, aşk üzere kurulmuş ve insan "aşk" üzere yaratılmış. Âşıklar, sevgililerine "ruhum" derler. Nereden esinlenir dersiniz? Yüce Allah, insana "Ona ruhumdan üfledim." diyerek bu sırra işaret etmiyor mu? Bu derece değer verilmiş insana…

Aşk olmasa, tomurcuklar açar mıydı, gonca güller tüm güzelliklerini ortaya sunar mıydı, denizler kabarıp, coşar mıydı; toprak, bulutlara hasret, yağmurları bekler miydi, Mecnun, Leylâ için çöllere düşer miydi, bunca kitap, eser, şiir yazılır mıydı?

Şems de aşk ateşiyle düştü yollara ve İlahi Aşkın nurunda Mevlânâ ile hakikate ulaştı. Şems, evini yurdunu bıraktı, Mevlânâ da tüm mevki, makam ve okuduklarını bir kenara attı. Mevlânâ'nın içi öylesine yandı ki aşkın ateşinden, bunları söze dökmeye kalkıştı. Binlerce sayfa yazdı da, aşkının ateşini söndüremedi. Zira, söz, aşkı nereye kadar anlatabilir ki? Bununla birlikte, aşkı söze dökebilen ender yiğitlerden oldu o.

- Bookcase Yayınevi


Aşk ve Dergah

Aşk ve Dergah

Tasavvufa göre varlığın yaratılış-oluş sebebi aşktır. Tüm mevcudat aşkla yaratılmıştır. Tüm mevcudat aşkla ayakta durmaktadır. Aşk Tanrıdır (tanrının Kendisi). Aşk tanrının sırrıdır. Aşk her şeydir. Tüm insanlığın aldığı her nefes, tüm canlıların ve cansızların her an muhtaç olduğu kudretidir. Tanrı tüm masivayı kendi zatına duyduğu aşk sebebiyle meydana getirmiştir.

Sufi’nin aşkı, “aşkı mecazi” denilen insanlara karşı duyulan aşk değildir. Sufi “aşkı hakiki” peşindedir. İnsan aşkında diğer kişiye sahip olmak istenir. Oysa “aşkı hakikide” yok olunur. Sahip olmak istenir. Oysa “aşkı hakikide” yok olunur. Sahip olmak değil “O” olunur. “O” olmak kendini bilmektir, kendini bilen rabbini bilir. Rabbini bilen “aşkı hakiki” ile şereflendirilir. Sufi “aşkı hakiki” noktasında anlar ki aşkı kendisidir.

- Süre Yayınları


Aşk-ı A-la

Aşk-ı A-la

Ovada her kızıl lalenin teni
Bir padişahın kanıyla beslendi.
Yerden biten şu mor menekşe yok mu?
Bir güzelin yanağındaki bendi.

Mal mülk düşündükleri rahat yüzü görmezler,
Bin derede düşer, canlarından bezerler.
Öyleyken, ne tuhaftır, yinede dövünür,
Onlar gibi olmayana adam demezler.

İçin temiz olmadıktan sonra,
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel,
Ama Allah kanar mı bunlara?

- Dokuz Yayınları


Aşk-ı Gizem

Aşk-ı Gizem

Mevlana'nın hayatında gönül dünyasının şekillenmesinde Şems-i Tebrizi'nin ayrı bir yeri vardır. Bu konuda çok şeyler anlatılmış ve yazılmıştır. Bu kitapta Tebrizi'nin sohbetlerine ve yazışmalarına yer verilmektedir. Eser Şemseddini Tebrizi'nin bazı meclislerdeki sohbetleri sırasında Mevlana ile konuşurken aralarında geçen bahislerden müritler ve inkarcılar tarafından sorulan sorulara verdiği cevaplardan meydana gelmiştir. Ayrıca Mevlana'nın özel yaşantısını onun hayat hikayesini kapsayan birçok gizli noktayıda gün ışığına çıkarmaktadır.

- Panama Yayınları


Aşk-ı Kübra

Aşk-ı Kübra

Şems mi Mürşid, Mevlânâ mı?

Birbirlerinde bulunan hakikatleri gören, birbirlerine hayran olan bu iki büyük ilahi âşıklardan hangisi üstündür, büyüktür? İlahi aşkta fani olan ilahi âşıklar, birbirleri ile mukayese etmek hatadır. Bütün beşeri kirliliklerden arınmış, nefsani arzulardan kurtulmuş, Hakk'ın tecellisine mazhar olmuş, vahdet deryasına dalmış, yok olmuş bu yüce varlıklar, birbirlerinden üstün görülemezler.

Tozlardan, paslardan temizlenmiş, çeşitli aynalarda parlayan güneşin ışığı, aynı ışık değil midir? Bu iki ilahi âşıklar birbirinden ayırt edilebilir mi?

İlk Kural

Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

Son Kural

Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde…

- Karan Yayınları


Aşkın Gözyaşları / Tebrizli Şems (Ciltli)

Aşkın Gözyaşları / Tebrizli Şems (Ciltli)

Yedinci ve en tesirli bıçak darbesi ensesine gelir boynu sağa doğru bükülmüştür. Dervişler yere kapanmasını bekleye dursun. Şems Hz. Peygamberin şu hadisini sesi boğuk mırıldanır: “Allah’a kavuşmayı isteyeni Allah da sever” Dervişlerden birisi sırtına tekmeyi vurur. Yüzüstü taş zemine kapanır, dudağı patlamış, dişleri zemine dökülmüştür Siyah feracesi kanlar içinde bordoya dönmüştür. Saçlarından tutarak kafasını kaldıran dervişin niyeti Şemsin başını gövdesinden ayırmaktır.

Baş derviş engeller. Bırakın son nefesini versin. Sonra da en yakın bir kuyuya atın. Kıyafetine sarp atın. Avluyu yıkayın. Sabah ile yola çıkarız. Şems hala son nefesini vermemiştir Sille taşının üzerindeki başını hafifçe göğe kaldırır ve: “Allah ne güzel sevgilidir. Rabbim sana aşığım. Ve bu canı sana hediye ediyorum.”

Mevlana içeri girer, mendili koklar eli titreyerek açar. İçinden san kağıda yazılmış bir not çıkar: “Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim. Gör ki aşk için ölmek ne demekmiş.” Mevlana olduğu yere düşüp bayılmıştır.Geceden sonra doğan ve kalplerin çöllerini cennetlere çeviren bir gözyaşı bu. Çoraklaşmış ve çöle dönmüş kalpler; açın sadrınızı! Aşkın gözyaşları, serin serin, sağanak sağanak, üzerimize damlıyor; bakın gökyüzüne, nasılda aşk yağıyor..

- Karatay Akademi Yayınları


Aşkın Kırk Kuralı

Aşkın Kırk Kuralı

Aşk nasip işidir, hesap işi değil. Bununla birlikte aşk, her kişiyi hayatı boyunca bir ucundan yakalar. Kimi kıyısında yüzer aşkın, kimi derin aşk ummanlarında seyr-ü sefer eder. Gerçekte kâinat, aşk üzere kurulmuş ve insan "aşk" üzere yaratılmış. Âşıklar, sevgililerine "ruhum" derler. Nereden esinlenir dersiniz? Yüce Allah, insana "Ona ruhumdan üfledim." diyerek bu sırra işaret etmiyor mu? Bu derece değer verilmiş insana…

Aşk olmasa, tomurcuklar açar mıydı, gonca güller tüm güzelliklerini ortaya sunar mıydı, denizler kabarıp, coşar mıydı; toprak, bulutlara hasret, yağmurları bekler miydi, Mecnun, Leylâ için çöllere düşer miydi, bunca kitap, eser, şiir yazılır mıydı?

Şems de aşk ateşiyle düştü yollara ve İlahi Aşkın nurunda Mevlânâ ile hakikate ulaştı. Şems, evini yurdunu bıraktı, Mevlânâ da tüm mevki, makam ve okuduklarını bir kenara attı. Mevlânâ'nın içi öylesine yandı ki aşkın ateşinden, bunları söze dökmeye kalkıştı. Binlerce sayfa yazdı da, aşkının ateşini söndüremedi. Zira, söz, aşkı nereye kadar anlatabilir ki? Bununla birlikte, aşkı söze dökebilen ender yiğitlerden oldu o.

- Az Kitap


Aşkname (Ciltli)

Aşkname (Ciltli)

Şems mi Mürşid, Mevlânâ mı?

Birbirlerinde bulunan hakikatleri gören, birbirlerine hayran olan bu iki büyük ilahi âşıklardan hangisi üstündür, büyüktür? İlahi aşkta fani olan ilahi âşıklar, birbirleri ile mukayese etmek hatadır. Bütün beşeri kirliliklerden arınmış, nefsani arzulardan kurtulmuş, Hakk'ın tecellisine mazhar olmuş, vahdet deryasına dalmış, yok olmuş bu yüce varlıklar, birbirlerinden üstün görülemezler.

Tozlardan, paslardan temizlenmiş, çeşitli aynalarda parlayan güneşin ışığı, aynı ışık değil midir? Bu iki ilahi âşıklar birbirinden ayırt edilebilir mi?

İlk Kural

Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

Son Kural

Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde…

- Kitapmatik Yayınları


Aşkname-1 Makalat

Aşkname-1 Makalat

Aşka ulaşmak bir olmaktır. Bir olmak yok olmak ve yokluğun varlığının kucağında tanrıyı bulmaktır. AŞK ile benliklerin aşağı çekiminden bene tutunarak göklere yükselmek. Yükseldikçe cennetlere girmek, girdiği her cenneti beğenmemek ve ille de aşk diye diretmek.

Aşkta ölmek, tanrının sonsuz tecellilerinin kendinden geçerek seyretmek. Seyrettikçe aşk olmak, aşk oldukça seyretmek. Sonsuz varlık noktasının anahtarını ele geçirmek.

Aşk nasıl olunur? Aşk olunur sadece.nasılsız olunur. Niçinsiz doğulur. Sorulmaz çünkü aşkta bilmek istenen bir şey kalmamıştır. Aşk her sorunun cevabı. Her cevabın açıklamasıdır.

- Süre Yayınları


Aşkname-2 Makalat

Aşkname-2 Makalat

Aşka ulaşmak bir olmaktır. Bir olmak yok olmak ve yokluğun varlığının kucağında tanrıyı bulmaktır. AŞK ile benliklerin aşağı çekiminden bene tutunarak göklere yükselmek. Yükseldikçe cennetlere girmek, girdiği her cenneti beğenmemek ve ille de aşk diye diretmek.

Aşkta ölmek, tanrının sonsuz tecellilerinin kendinden geçerek seyretmek. Seyrettikçe aşk olmak, aşk oldukça seyretmek. Sonsuz varlık noktasının anahtarını ele geçirmek.

Aşk nasıl olunur? Aşk olunur sadece.nasılsız olunur. Niçinsiz doğulur. Sorulmaz çünkü aşkta bilmek istenen bir şey kalmamıştır. Aşk her sorunun cevabı. Her cevabın açıklamasıdır.

- Süre Yayınları


Bab-ı Aşk

Bab-ı Aşk

Ne yöne gidersen git, doğu, batı, kuzey ya da güney çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır. Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

- Uğur Tuna Yayınları


Evvelimiz Aşk

Evvelimiz Aşk

Diyelim ki yüz kişi güneş altında durmuş, uzaktan bir kişi de aydın gözleri ile yalnızca onlara doğru bakınarak geliyor; bir davul çalıyor ve raks ediyor. Bu yüz kişi arasında hiçbir fikir ayrılığı olmaz. ( Hepsi onu aynı durumda görür). Ama karanlık bir gecede veya sisli ve bulutlu bir havada bu davul sesi gelse, işitenler arasında yüz türlü fikir ayrılığı belirir. Biri bu gelen askerdir der, öteki sünnet düğünüdür der; hülasa her biri bir fikir yürütür.

Neticede felsefeciler de peygamberleri halk ile meşgul olduklarından ve peygamberlik makamının şerefini koruduklarından dolayı meleklerden noksan görürler. Ancak bu hususta nebiler hiç bir zaman yollarını şaşırmazlar. lakin tecrid ve halvet mertebesinde kalırlar. Peygamberlerin kadın almasını da bir nevi eksiklik ve uygunsuzluk sayarlar. Hr ne kadar, o hal kuvvettlendir. desen de öteki der ki, şunu da söylerler ki, konuşan kimse hoş sözlü olmalıdır. Sinesinde her an yeni yeni hikmet kaynakları fışkırmalıdır. Bir başkası, toplantıda güzel öğütler ve konuşmalar yapmadıkça meclis kızışmaz der. Başka biri de hiç bir an boş kalmaz hep coşkunluklar, yeni yeni ilhamlarla eli hiç bir işe değmez, ancak uyumak ve oturup su dökmekle vakit geçirir.

- Yason Yayıncılık


Makalat

Makalat

Makalat kitabı Şems-i Tebrizi'nin bazı meclislerindeki sohbetleri sırasında Mevlana ile konuşurken aralarında geçen bahislerin müritler ve inkarcılar tarafından sorulan sorulara verdiği cevapların derlenmesiyle oluşmuştur. Eser aynı zamanda bize Mevlana'nın özel yaşantısını onun hayat hikayesini kapsayan bir çok gizli hataları da gün ışığına çıkarmaktadır.

- Ataç Yayınları


Makalat (Cep Boy)

Makalat (Cep Boy)

Makalat kitabı, Şems-i Tebrizi'nin bazı meclislerindeki sohbetleri sırasında, Mevlana ile konuşurken aralarında geçen bahislerin, müritler ve inkarcılar tarafından sorulan sorulara verdiği cevapların derlenmesiyle oluşmuştur. Eser aynı zamanda bize Mevlana'nın özel yaşantısını, onun hayat hikayesini kapsayan bir çok gizli hataları da gün ışığına çıkarmaktadır.

- Ataç Yayınları


Makalat (Ciltli)

Makalat (Ciltli)

Ne yöne gidersen git, doğu, batı, kuzey ya da güney çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır. Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

- Hece Yayınları


Makalat (Güneşin Gözyaşı)

Makalat (Güneşin Gözyaşı)

Kitap hakkında açıklama bulunmamaktadır.

- Mola Kitap


Makalat Sohbetler, Yazışmalar ve Mektuplar

Makalat Sohbetler, Yazışmalar ve Mektuplar

“Senin yol yürümen gerek! Sana yol yürürken bir şeyden bahsetmek gerekmez.”
Yaşamını daha çocukluğundan itibaren, Allah aşkına ve O’nun zuhur ettiği her şeye adamış; eleştiri ve analiz dehasının gücü sayesinde, binlerce yıl unutulmayacak ve tartışılacak sorular ve sorunlar tartışmış, eşi zor bulunur bir derviş ve aşk adamıdır Şems.

Mevlana Celaleddin’le geçen yılları neticesinde, Mevlana’daki ışığı açığa çıkararak, tarihin tanıdığı en büyük sofilerden birisini de tarihe kazandıran pirdir Tebrizî. Yaşamını mal-mülk davasından uzakta, gurur duyduğu yoksulluğu içerisinde geçirmiş bir mülksüzdür. Çoğu kez, insanı, anlaması zor zihin oyunlarıyla aklın ve inancın karmaşık dehlizlerinde gezdirirken, aklın ve inancın ulaşması arzulanan gerçek aşkı ve duruluğu da takipçilerden esirgemez; varlığın nereden gelip nereye gittiğini en yalın ve doğru izahlarla ortaya koyar. Binlerce Mevlana’ya Güneş olması umuduyla…

- Frida Yayınları


Nar-ı Aşk Şems ve Rumi

Nar-ı Aşk Şems ve Rumi

Şems-i Tebrizi, Mevlana için; "Sen eğer batına bağlı isen, ben batının batınıyım, iyi dinle! Sırların sırrı, nurların nuruyum...Evliya, benim sırrıma eremezler...Aşk bile benim yolumda bir perde ve engeldir. Yaşayan aşk benim katımda ölüdür." demiş ve gerçek aşkın sırrını Mevlana ile birlikte aramaya başlamıştır.

Gerçek şu ki, herkes Mevlana ve Şems'i bildiğini düşünmekle beraber, insanlığın büyük çoğunluğu Mevlana ve bilhassa Şems'in tüm insanlığa ilahi aşk ve sırları anlama yolunda bir yol haritası sunan ilişkisi hakkında çok az şey biliyor.. Bu haritayı bilmemiz gerekiyor ve bunun yolu da her yönüyle sıra dışı bir Allah dostu olan Şems'e odaklanmaktan ve imkansız olsa da anlamaktan geçiyor.

- Süre Yayınları


Şems-i Tebrizi - Katre-i Aşk

Şems-i Tebrizi - Katre-i Aşk

Ey Muhammed, Ey Ali oğlu Muhammed! Ey Melekdadaoğlu Ali’nin oğlu olan Muhammed! Ey hangi ocağa verildiyse yangınına kâfi bulmayan Muhammed! Tebrizli Muhammed ve gün gelip adı unutulup kendisine Tebrizli Şems diye seslenilen Muhammed! Aradığın neydi?

Hangi iklimler arasında dönerdi başın, ah, ah ki ne ah! Şimdi sen yollara düşen hikâyenin başında, şahadet parmağını önce göğe, sonra kalbine işaret ederek Ey diye seslenirken Rabbine, sana işaret edilen Konya’nın yollarına mı çevirdin bakışlarını ve başını bu yola mı adadın? Yangınlar içerisinde düşerken yollara, her durduğun uğrak çoğalttı mı yangınını? Ve garipten aşk dolu sesler sana: Gel! Yüreğin de benim, ilacın da ben diye mi haykırdı?

- Mola Kitap


Şems-i Tebrizi - Veciz Sözler

Şems-i Tebrizi - Veciz Sözler

Veliler, Allah’ı zikretmekten yorulmazlar ve O’nun Muhabbetine doyamazlar. Onların yanında dünyanın hiçbir kıymeti yoktur. Onlar, her an Allah’ı zikrederler. Bir kalpten bütün arzu ve istekler çıkarsa, orada Allah sevgisinden başka bir sevgi kalmaz.

- Karatay Akademi Yayınları


Sen H.İ.Ç Ol! Şifresi: 40

Sen H.İ.Ç Ol! Şifresi: 40

“Sen nesin, varlık nedir, nerden bileceksin? Dünyan esen yel üstüne kurulmuş senin. İki yokluk arasında bir varlık seninki: hiçlik ne varsa çevrende, sen de bir hiçsin. ”
- Ömer Hayyam
“Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir. ”
- Şems-i Tebrizi

“. . .
Hz. Muhammed (s. a. v) 40 yaşında peygamber oldu. 5 vakit namaz, sünnetleri ile birlikte 40 rekattır. İslam dininde ölümün ardından kırk gün sonra mevlit ve Kuran okunur. Hz. Musa, Allah’ın emirlerini Tur Dağı’nda kırk gün kırk gecede almıştır. Tasavvufta Kırk erenlerin sonsuza kadar yaşayacağına inanılır. Bektaşilerde dört kapı kırk makam vardır. Kırklar, Türk kültüründe Kırk Evliya demektir. Hz Adem’in hamuru 40 gün bekletilmiş olup, Allah Hz. Adem’i yarattıktan 40 yıl sonra göklere çıkartmıştır. Hz. Nuh’un gemisinde ise 40 erkek 40 kadın ve 40 hayvan vardı, Gemi tufandan 40 gün sonra Cudi Dağı’na oturmuştur. Ruh anne karnındaki bebeğe 40. gün girer. Kadınlarda hamilelik 40 hafta sürer. . . .

İlahi Nizamda birçok şeyin şifresi 40 Rakamına işaret ediyor! Sizce bunların tesadüf olması mümkün müdür?

- Hermes Yayınları


Tasavvuf Kitapları Seti-5 Kitap Takım

Tasavvuf Kitapları Seti-5 Kitap Takım

Fîhi Mâ Fîh

Fîhi Mâ Fîh, Mevlâna Celâleddin-i Rumî´nin meclislerindeki konuşmalarının, oğlu Sultan Veled veya müritlerinden biri tarafından yazılarak, sonradan bu notların bir araya getirilmesiyle meydana gelmiş bir eserdir.

Fusûsu’l-Hikem
"Fusûsu’l-Hikem", Muhyiddin-i Arabî’nin hicri 627 yılında Şam’da bulunduğu sıralarda bir gece görmüş olduğu gerçek bir rüyanın ilhamıyla yazılmış, bilinen manada bir tasavvuf kitabı olmaktan öte hakkındaki tartışmaların bugün de devam ettiği bir baş yapıttır.

Makalat
Makâlât kitabı, Şems-i Tebrizî’nin bazı meclislerdeki sohbetleri sırasında Mevlânâ ile konuşurken aralarında geçen bahislerin, müridler ve inkarcılar tarafından sorulan sorulara verdiği cevapların derlemesiyle oluşmuştur. Eser aynı zamanda Mevlânâ’nın özel yaşantısını, onun hayat hikâyesini kapsayan birçok gizli hatıraları da bizim istifademize sunmaktadır.

Mantıku’t-Tayr
Mantıku’t-Tayr temsili bir eserdir. Attar bu şahane yapıtında temsili bir şekilde Vahdet-i vücud (varlığın birliği) inanışını anlatmaktadır. Eserde çok zengin bir sembolik dil kullanılmış ve Hakikât’i arayanlar, yani Hakikât Yolunun Yolcuları kuşlarla simgelenmiştir. Eserin bir anlamda kahramanları olan kuşların her biri bir insan tipini temsil etmektedir. Hakikate ulaşmak için kendilerine hüthütü mürşit seçerler.

Maarif
Maarif, Sultan Veled’in Farsça mensur ve tasavvufî bir eseridir. Eser, ihtiva ettiği bahislere nazaran muhtelif uzunlukta elli altı fasla ayrılmıştır. Fasıllara başlamadan evvel, Allah’ın birliğini, bütün kudretin O’nda olduğunu, O’nun dışında müstakil bir varlığın olamayacağını anlattıktan sonra, ilk fasılda, amelden kastedilen şeyin namaz kılmaz, oruç tutmak, zekât vermek ve hacca gitmek olmayıp, bunların yardımı ile insanın ruhunda, mânevî bir ilerlemenin ve gelişmenin meydana gelmesi ve hakikî dindarlığın da ancak bu olacağı belirtiliyor.

- Ataç Yayınları